CİNSEL SUÇLARIN YARGILAMASINDAN NEDEN TATMİN OLUNAMIYOR?


Avuket Ece Nur Öktem Köşe Yazıları

CİNSEL SUÇLARIN YARGILAMASINDAN NEDEN TATMİN OLUNAMIYOR?

Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar” kısaca cinsel suçlar kapsamında yapılan yargılamalardan elde edilen sonuçların gerek suçun mağdurlarını gerekse toplumu tam olarak tatmin edemediği bir noktadayız. Kolaylaşan haber ve iletişim ağları sayesinde toplum da bu sürecin bir öznesi haline gelmeye başladığından, toplumun bu konuya bakış açısını es geçemeyiz.

Mevzuatımızda yer alan cinsel suçlara ilişkin düzenlemeler nitelikli şekilde uygulandığında tatmin edici sonuçların elde edildiğini görmek elbette ki mümkün. Ancak maalesef bu sonuçlar yüzdelik dilimde düşük bir kısma tekabül ediyor.

Örnek vermem gerekir ise; cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçların çoğunluğu “katalog suçlar” kapsamında olup, hukuken bu suçların yargılamasında fail hakkında başlı başına bir tutuklama nedeninin var olduğu kabul edilir.

Karine teşkil eden bu düzenleme nedeniyle, özellikle kadın ve çocukların mağduru olduğu bu suçlar açısından olayın hala sıcaklığını koruduğu ve mağdurun kendini güvende hissetme ihtiyacının oldukça yoğun olduğu yargılamanın ilk aşamalarında, failin tutuklanmasına veyahut tutuklanmamasına(!) yönelik konuların tartışmaya açık hale gelmesini doğal karşılamak gerekiyor.

Yine 2014 tarihli değişiklik öncesi Türk Ceza Kanunu’nda cinsel istismar suçuna maruz kalan mağdurların olay nedeniyle “ruh sağlığının bozulduğu” ilgili kurumlarca tespit edildiğinde faile verilecek cezanın 15 yıldan; cinsel saldırı suçunda ise aynı durumda faile verilecek cezanın 10 yıldan az olamayacağına ilişkin düzenleme yer almakta idi. Kanımca bu düzenleme caydırıcı özelliği son derece yüksek ve yerinde bir düzenleme iken yürürlükten kaldırılmış, son aşamada fail lehine düşük ceza tayinlerine sebebiyet vermiştir.

Her ne kadar birtakım kanuni değişikliklere gidilmişse de bu hususta yeni içtihatlar oluşturulabilir, niteliği gereği ispatı zor olan cinsel suçlarda “delil yetersizliği” gerekçesiyle kamu vicdanını zedeleyebilecek sonuçlar yerine mağdurun içinde bulunduğu psikolojik durumu dikkate alan, hatta yargılamanın her aşamasında devlet tarafından mağdurlara psikolojik destek sağlayan, böylece olayları daha net ve sağlıklı ortaya koyabilen mağdurun beyanlarını esas alan düzenlemeler getirilebilir.

Kanuni düzenlemeler ve içtihatlara ilaveten, yargılamalarda Hâkimin vicdani kanaatinin önemi ve faile uygulanacak cezayı üst sınırdan takdir etme yetkisi de dikkate alındığında, mağduru ve kamu vicdanını tatmin edecek umut verici kararların daha sık alınabileceğini söyleyebilirim.

Hukukun dinamikliğiyle tatmin edici sonuçlara daha sık ulaşacağımız günlere...

Av.Ece Nur ÖKMEN

01.04.2021

Önceki yazıları

Avukat Ece Nur Ökmen tüm köşe yazıları için TIKLAYIN