HAK ARAMAKTAN ÇEKİNİR Mİ OLDUK?


Avuket Ece Nur Öktem Köşe Yazıları

Öncelikle herkese merhabalar…

Bundan sonra sizlerle, toplumsal ve güncel konulara hukuki bir perspektiften bakarak analizlerimi ve yorumlarımı aktarabileceğim bu platformda buluşacağım. İçinde yer almaktan son derece mutluluk duyduğum köşemdeki ilk yazıma genel bir sorunu gündeme taşıyarak başlamak istiyorum;

Hukuk yolunda mesleğe yeni başlayan zihinlerin, gözlem ve objektif yaklaşabilme yeteneğinin her zaman bir adım önde olduğuna inananlardanım. Üzerinde durulması gerektiğini düşündüğüm önemli gözlemlerimden biri de toplumumuzda artık insanların bireysel olarak hak arama konusunda çekingen bir yapıya bürünmüş olması.

Hukuk hayatın her alanında fazlasıyla var. Misal yolda yürürken, marketten bir şey alırken, otobüs veya arabayla yolculuk yaparken, aslında hak arama arayışına girmemiz gereken birçok olay yaşıyor, birçok duruma tanık oluyoruz. Peki kaç tanesini önceliğimiz haline getirerek hukuk mücadelesi veriyoruz?

Ben cevabını verebilirim; basın, sosyal medya ve sivil toplum örgütleri bünyesinde kamuoyu oluşturamadıkça veyahut hayatımızın akışını ciddi anlamda etkileyecek şekilde sık sık tekerrür etmedikçe bu olay ve durumların çok azı, biz avukatlara ve mahkemelere yansıyor.

Ancak bu konuda çuvaldızı da başta hak, hukuk ve adalet temsilcileri olan biz avukatlara ve mahkemelere batırmak gerekiyor kanımca. Vatandaşlar zor şartlar altındaki hayat koşturmacası içinde, bireysel gayretleriyle elde edecekleri sonuçların tatmin ediciliği yönünden muallakta kaldığından hak arama yolundaki mücadelelerini son sıralara atıyor.

Bahsettiğim hak arama kavramına elbette ki savunma hakkının da dâhil olduğunun altını çizmeliyim. Zira dışarıdan bakıldığında yalnızca zarar görenin, alacaklının yani bir bakıma toplum içerisinde pozitif algıyı da beraberinde getiren kişilerin hak arama özgürlüğüne sahip oldukları düşünülebilse de; asıl kendisine suç isnat edilen, borçlu olan vs. kişilerin de hak arayışında en üst sıralarda yer alması gerekiyor.

Ne yazık ki toplumun kendilerine karşı olumsuz (!) bakış açısından çekinen bu kişiler, kendilerini savunmaktan ve hak arayışına girmekten ziyade, yine toplumun bertaraf ettiği bir diğer hakları olan “lekelenmeme hakkı”nı da göz ardı edip durumu kabullenmeyi ve susmayı tercih ediyor.

İşte bu ön yargıları kırarak, bireyleri bilgilendirerek, emsal kararlarla veya kendi emsallerini yaratacak şekilde hareket ederek her bireye, kamuoyunun desteğini almadan da hukuka ve adalete olan güven ile tatmin edici sonuçların elde edilebileceğini yansıtabilmeliyiz.

Bireysel olarak bu bilinç yakalandığında aslında gerek toplum gerekse ülkemiz, farkındalığı son derece yüksek ve mağduriyetlerin daha az yaşandığı bir noktaya gelecektir.

Hak arama konusunda daha cesur olunan, güzel günlerde buluşmak dileğiyle…

Av. Ece Nur ÖKMEN

22.10.2020

Önceki yazıları

Avukat Ece Nur Ökmen tüm köşe yazıları için TIKLAYIN